İzleyerek Öğrenelim

Diyabet tedavisinde son gelişmeler nelerdir ve yapılan çalışmalar hangi aşamadadır?

« Geri

Sorular için tıklayın.

Puan
  • /5
(Değerlendir)

Bu içeriğe reyting vermek için lütfen üye girişi yapın.

Cevap Metnini Oku

Diyabet tedavisinde son gelişmeler nelerdir ve yapılan çalışmalar hangi aşamadadır?

Hepinizin bildiği gibi Tip 1 diabetes mellitus (önceki yıllarda insüline bağımlı veya Juvenil diabetes mellitus olarak da isimlendirilen) vücumuzu mikroplara karşı koruyan savunma sistemimizin pankreasımızda yer alan, kan şekerimizi insülin üreterek dengeleyen beta hücrelerimizi bilmediğimiz bir nedenle yabancı, vücudumuza zarar verecek bir tehdit gibi algılaması ve sonrasında da beta hücrelerimize saldırarak, onları harap etmesi sonucunda gelişmektedir. Diyabet tedavisinde çığır açan gelişme, 1921 yılında bu buluşları ile Nobel ödülü de alan bilim insanları Fredrick G. Banting, Charles H. Best, J.J.R. Macleod ve James B. Collip’in insülini bularak o dönemde ölümcül bir hastalık olan tip 1 diyabeti tedavi etmeleridir. O tarihten günümüze insülin üretim teknolojisi hızla gelişti. Başlangıçta sığır pankreasından çıkarılan insülin günümüzde gelişen teknolojinin sunduğu imkanlar sayesinde insan insülinine tıpa tıp benzer olacak şekilde laboratuar koşullarında üretilebilmektedir.

Son 20 yılda geliştirilen insülinler ile çok daha kolay ve diyabeti olmayan bireylerin vücudunda üretilene yakın şekilde eksik olan insülin yerine konabilmektedir. Özellikle incecik hale gelen kalem iğneleri, herkes tarafından rahatça kullanılan insülin kalemleri ile enjeksiyonlar çok daha rahat yapılabiliyor. Bunun yanı sıra sürekli insülin infüzyonu yapan insülin pompaları kendi kan şekerini izleme ve tedavilerini düzenleme konusunda istekli diyabetli bireylerin yaşamını daha kolaylaştırdı. Aslında pompalar ile ilgili hepimizin hayali sürekli kan şekerimizi ölçüp bunun sonuçlarına göre bize ihtiyaç kalmadan insülin verebilen bir nevi yapay pankreas. Son 10 yılda sürekli şeker ölçüm sistemleri ile ilgili de önemli gelişmeler oldu. Bu cihazlar cilt altındaki sıvının şekerini her 5 dakikada bir toplam 6 gün süre ile ölçebilmektedir, bu devamlı kan şekeri ölçümü yapan algılayıcıların günde 2 kez parmaktan ölçülen kan şekeri ile kalibrasyonunun yapılması ölçümlerin doğruluğu için gereklidir. Sürekli ölçüm cihazları, cilt altındaki sıvının şeker ini ölçtükleri için öğün sonrası kan şekerinin hızlı yükseldiği veya hızlı düştüğü durumlarda, kan şekeri ölçümlerine göre 5-15 dakika gecikmeli olarak değişmektedir. Ama bunun yanı sıra kan şekeri değerlerini grafik olarak gösteriyor olması da şeker seyrimizin ne yönde gittiği ile bilgi sahibi olmamızı sağlamaktadır. Bu cihazların en önemli katkısı şeker seyrimizin devamlı olarak gün içinde, uykuda, sensörün takılı olduğu tüm süre boyunca nasıl gittiğini görme şansımız olmaktadır. Bu alandaki ilerlemeler, teknolojinin sağladıkları ile bizi çok uzak olmayan bir zamanda pompa ile bu sensörlerin birlikte uyumla çalıştığı yapay pankreasa ulaştıracaktır. O zamana kadar yine bizler kendi kan şekeri kontrolümüzü elimizdeki kan şekerlerimizi 5 saniye gibi kısa sürede, çok azıcık bir kan damlamızda ölçen yeni kan şekeri ölçüm cihazları ile kontrol etmeye devam etmeliyiz.

Son dönemlerde yoğun olarak üzerinde çalışılan alanlardan birisi de Tip 1 diyabet geliştirme riski yüksek kişilerde veya yeni tanı konmuş tip 1 diyabetlilerde kalan beta hücrelerinin vücudun savunma sisteminin saldırısından korunarak diyabet gelişiminin önlenmesi veya olduğu noktada durdurulması ve bu sayede de insülinsiz bir yaşam sürdürülmesinin hedeflendiği tedavilerdir. Basında “diyabetin aşısı bulundu” gibi başlıklarla aslında gerçeği yansıtmayan haberler ile bu ilaçlarla ilgili çalışmalar sıklıkla gündeme gelmektedir. Ancak şimdiye kadar denenen bu savunma sistemi üzerinden çalışan tedavilerin hiçbirisi tip 1 diyabet gelişimini önleyememiş ama bazıları diyabetin ortaya çıkışını 6-9 ay geciktirebilmişlerdir.

Yorumlar
  • Henüz yorum yapılmadı.

Bu içeriğe yorum yazmak için lütfen üye girişi yapın.