Okulda Diyabet Programı

Okulda Diyabet Programı Tanıtım Filmi
Okullarda Diyabet Eğitimi Programı (pdf)

Ülkemizde okul çağında 15 bin civarında diyabetli çocuk var ve bu çocukların kendi yaşıtlarından farklı sorunları var. Çocuklarda görülen diyabet, yakın takip gerektirmesi nedeni ile haftada 7 gün ve günde 24 saat bakım gerektirir. Bu çocuklar, günde 4 kez kan şekerlerine bakarlar ve buna göre günde 4 kez insülin enjeksiyonu yaparlar. Gündüz zamanlarının çoğunu okulda geçiren bu çocukların, okulda beslenme planlarına uygun yemek bulamamaları, insülin yapmak için uygun ortamların olmaması, kan şekeri düşüklüğü gibi acil durumlarda acil tedavi yapılamaması ve en önemlisi bazı çocuklara arkadaşlarının ve öğretmenlerin empati ile yaklaşmaması gibi sorunları bulunmaktadır.

Bazı öğretmenler diyabet konusunda yeterli bilgi sahibi olmadıkları için “diyabetli çocukların sorumluluklarını almama” gibi bir tutum gösterebilmekte ve spor, gezi gibi okul aktivitelerine bu çocukları almayabilmektedir. Bu sorunlar nedeniyle özellikle ilkokul çağındaki bazı diyabetli çocukların anneleri, bütün günü çocuklarının okulunda ve yakınında geçirmektedir. Bu sorunların azaltılması için, diyabetli çocukların okul yetkililerine ve öğretmenlere eğitim verilmesi gerekmektedir.

Bu bilgiler ışığında, Okulda Diyabet Programı’nın temel amaçlarından biri, sayıları 15 bin civarında olan okul çağındaki çocukların okulda diyabet bakımlarını güçlendirmek ve yaşadıkları sorunları çözmektir (fiziksel sorunların yanı sıra diyabetlilerin sorumluluklarını almamak şeklindeki öğretmen tutumlarının değişmesi, doğru bilgilenme yoluyla öğretmen ve öğrencilerin diyabete bakışlarında değişiklik yaratılması vs.).

Çocuklarda görülen Tip 1 Diyabet vakalarının %90’ına yakını, okul çağında tanı almakta ve gerek ailelerde, gerekse öğretmenlerde, çocuklarda diyabet görüleceği akla gelmediği için diyabet tanısı gecikmektedir. Birçok vakada, diyabet tanısından önce çocuklar zayıflamakta, ders başarıları düşmekte ve derste bile tuvalete gitmesine karşın öğretmenler bu bulgulara yeteri kadar değer vermemektedir. Bu program kapsamında ülkemizdeki 60 bin okula çocuklarda diyabet bulgularını anlatan afişler asılacak ve öğretmenlere diyabetle ilgili eğitim yapılacaktır. Bu sayede ülkemizdeki 650 bin dolayındaki öğretmenin ve 16 milyon öğrenciye, en azından diyabet bulguları ile tanışması sağlanacaktır. Bu sayede diyabetli çocuklara erken tanı konarak diyabet koması sıklığını azaltmayı amaçlıyoruz.

Bu sadece diyabetli çocukları ilgilendiren bir proje mi?

Bu program, esas olarak çocuklarda diyabet konusuyla ilgili olmakla birlikte diyabet bulgularının (çok su içme, çok idrar yapma, gece sık tuvalete kalkma ve kilo kaybı) ortak olduğu düşülürse, aslında genel olarak diyabetle ilgili de farkındalık yaratacaktır. Bu program, ülkemizde şimdiye kadar yapılmış “En Geniş Diyabet Farkındalık Programı” olarak görülebilir.

Öğretmen ve öğrenciler diyabet konusunda ne kadar toleranslı?

Öğretmenlerin bir kısmı, çocuklarda diyabet olabileceği ya da çocuklardaki diyabetin tedavisi konusunda yeterli bilgiye sahip değiller. Bu nedenle de çocuklara endişe ile yaklaşıp onların rutin okul aktivitelerine katılmaları konusunda isteksiz olabiliyorlar. Ayrıca kan şekeri yüksek olan çocukların sık tuvalete gitmesini ya da kan şekeri düşüklüğü sırasında konsantrasyonlarının azalmasını anlayışla karşılamayabiliyorlar. Önemli bir kısmı ise, kan şekeri düşüklüğü nedeniyle yardıma ihtiyacı olan çocuklara ne yapacağını bilmiyor. Öğrencilerin tutumları ise değişken. Diyabetli çocuklar, ömür boyu sürecek bir hastalığa sahip olmaktan kaynaklanan bir ruhsal yükle arkadaşları ile ilişki kuruyorlar ve onların kendi durumlarını anlayamadıklarını düşünüyorlar. Bir kısmı ise diyabetli olduklarını gizliyor. Önceki yıllarda insülin enjeksiyonu yapan çocuklara, “Madde bağımlısı mı?” diye şüphe ile bakan çocuklar vardı. Ama şimdi bu konuda pek bir sorun görünmüyor.

Diyabetli çocukların okullarda beslenmesinde karşılaşılan zorluklar nedir?

Bu konudaki en önemli sorun, okul yemekhaneleri ya da kantinlerdeki besinlerin sağlıklı beslenme konusunda yetersiz kalması. Bu nedenle, diyabetli çocukların beslenme planları daha çok okuldaki zamanlarda aksıyor. Bu da kan şekeri dengesinin bozuk olmasına neden olabiliyor.

Okul ortamında insülin uygulamalarında karşılaşılan güçlükler nedir?

Birçok okulda revir vs. olmadığı için, çocuklar insülinlerini sınıfta, müdür odasında ya da kantinde yapıyorlar. Bir kısım çocuk ise, tuvalette insülin yapıyor. Günümüzde insülin kalemleri sayesinde insülin enjeksiyonları kolaylaştı ve bu nedenle de eskisi gibi zorluk çekilmiyor.

Öğretmenlerin konuyla ilgili kritik rolü nedir?

Öğretmenlerin en az 4 konuda kritik rolü olabileceğini düşünüyoruz:

  1. Sınıflarında zayıflayan, çalışkan olduğu halde okulu aksatan ve özellikle de dikkat çekici sıklıkta tuvalete giden çocukların durumlarını aileleri ile konuşabilir ve bu şekilde diyabetin erken dönemde tanısını sağlayabilirler.
  2. Okullarındaki diyabetli çocukların kendilerine getirdikleri mektubu ve bu program kapsamında ulaştırılan “Okulda Diyabet Bakım Rehberi”ni okuyarak, sınıflarındaki diyabetli çocuklara destek olabilirler. Acil durumlarda çocuklara yardım edebilirler.
  3. Diyabetli çocuğun iznini alarak, sınıfta diyabet konusunu paylaşabilir, bu konuda farkındalık yaratarak diyabetli çocuklara empati ile yaklaşılmasını sağlayabilirler.
  4. Çocuklar, öğretmenlerinin görüşlerine çok önem verirler. Bu nedenle öğretmenler, diyabetli çocukların sağlık durumları ve ruhsal sorunlarını aile ile paylaşarak ortak destek sağlayabilirler.

Diyabet kontrolü bu çocuklar için neden bu kadar önemli?

Tip 1 Diyabet’li çocuklarda kan şekeri dengesi, çocuğun yaşam kalitesini ve okul başarısını doğrudan etkilemektedir. Kan şekeri dengesi bozuk olan çocuklar, bitkin ve halsiz olmakta, okula devam sorunu yaşamaktadırlar. Özellikle sınav zamanlarında kan şekeri düşüklüğü ise geçici de olsa öğrenme güçlüğü yaparak okul başarısını doğrudan etkilemektedir. Bunların dışında, kan şekeri yüksekliğinin uzun yıllar devam etmesi, böbrek yetmezliği, görme kaybı ve damar/sinir zedelenmesi gibi sorunlara neden olmaktadır.

Okulda Diyabet Programı kapsamında şimdiye kadar neler yapıldı?

Bu ihtiyaçlar ışığında, Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Derneği’nin önerisiyle Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile işbirliği yapılarak “Okulda Diyabet” isimli bir program başlatılmıştır. Sağlık Bakanlığı Türkiye Diyabet Kontrol Programı çerçevesindeki bu alt program sırasında, 2010 yılı içinde aşağıdaki aktviteler yapılmıştır.

  1. Program çerçevesinde ülkemizdeki 60 bin okula “Benim çocuğum şeker hastası mı?” başlıklı farkındalık posteri asılmıştır. Bu posterlerle, ilk ve ortaöğretim kurumlarındaki 650 bin civarındaki öğretmene ve 16 milyon öğrenciye ulaşılarak en azından çocuklarda diyabet olabileceği konusunda bir mesaj ulaştırılmıştır.
  2. Çocuklarda diyabeti anlatan bir broşür, okuldaki diyabetli çocukların bakımı konusunda bir rehber ve öğretmen eğitimi için bir sunum, ilgili web sitelerinden ulaşılabilir hale getirilmiş ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından İl Milli Eğitim Müdürlükleri’ne bu program çerçevesinde yapılması gerekenleri anlatan bir yazı gönderilmiştir.
  3. Ülke çapında çocuk endokrin üniteleri, diyabetli çocuklar aracılığıyla öğretmenlerine okulda diyabet bakımını anlatan bir mektup ulaştıracaklardır. Bu amaçla hazırlanan ve program logolarını taşıyan 100 adet mektup ve zarf, endokrin ünitelerine gönderilmiştir.
  4. Okulda Diyabet Programı materyallerine www.meb.gov.tr, www.sdb.meb.gov.tr, www.saglik.gov.tr, www.cocukendokrindiyabet.org.tr, www.arkadasimdiyabet.com adreslerinden ulaşılabilmektedir.
  5. Öğretmenlere yönelik bir kısa film hazırlanmıştır.
  6. www.okuldadiyabet.org yayına başlamıştır.
  7. 12 Kasım 2010 tarihinde İstanbul’da programının ulusal tanıtım toplantısı yapılmış ve bu toplantı basında geniş bir şekilde yer almıştır.

Okulda Diyabet Programı kapsamında önümüzdeki dönemde neler yapılması planlanıyor?

Okulda Diyabet Programı aktiviteleri kapsamında 1. yıl içinde:

  • Diyabetli çocuğu olan bir grup öğretmen ve ODP “Program Kurulu” üyelerinin katılımı ile programın geliştirilmesi çalışması tamamlanacaktır.
  • 81 ilde belirlenen Milli Eğitim ve Sağlık Müdürlüğü ODP sorumlularının eğitimi yapılacaktır.
  • Üniversite ve devlet hastanelerindeki 50 çocuk endokrin merkezi, izledikleri diyabetli öğrencilerin rehber öğretmenleriyle, rehber öğretmenler yoksa yetkili öğretmenlerle eğitim toplantısı yapacaktır.
  • 50 çocuk endokrin merkezinin daha önce basılan “Öğretmene Mektup”u, diyabetli çocuklar aracılığı ile öğretmenlere ulaştırılmasının kalıcı bir tutum haline getirilmesi sağlanacaktır.
  • www.okuldadiyabet.org sitesi üzerinden geliştirilecek ve yaygın olarak tanıtılacak yarışma modülleri ile öğrenci, aile ve öğretmenlerin web sitesi üzerindeki materyalleri okuması ve program filmini en az bir kez seyretmesi sağlanacaktır.
  • İlköğretim ve lise öğrencilerine yönelik sağlıklı beslenme ve şişmanlık konularında farkındalık yaratan bir kampanya yapılacaktır.

2. yıl içinde:

  • İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli, Diyarbakır ve diğer büyükşehir belediyesi olan illerde diyabetli öğrencisi olan birer okul belirlenerek “Diyabet Dostu Okul Sertifikasyon Programı” başlatılacaktır.
  • 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde her okulda aktivite yapılacaktır.
  • Okulda Diyabet Programı web sitesi üzerinden kurulacak ilişkiler sayesinde, diyabetli öğrencilere eğitim desteği sağlanacaktır.
  • Okul hemşireleri için diyabet ve obezite konusunda bir sertifikasyon programı düzenlenecektir.

Diyabette organ hasarlarını önlemenin tek yöntemi, hastanın günde en az 3-4 kez düzenli kan şekeri ölçümü yapması ve bu değere göre, insülin ya da hap tedavisinin ayarlanması. SGK son olarak bir düzenlemeye gitti ve iğnelerin alımını zorlaştırdı. Bu durum hastayı nasıl etkiliyor? Bu sorunun giderilmesi için neler yapılıyor ya da yapılmalı?

Gerçekten de Tip 1 Diyabet’li çocukların izleminde, düzenli kan şekeri ölçümü çok önemli. Bu sayede kan şekeri düşüklüğü ve yüksekliğine erken müdahale yapılabildiği gibi, kan şekeri düzeyine göre doğru insülin dozuna da karar verilmektedir. Son haftlarda SGK kan şekeri ölçüm çubuklarının eczanelerden doğrudan alımını durduran bir karar aldı ve bu karar diyabetli çocukların ve ailelerin yaşamını zorlaştırıyor. Aileler, otomatikman aldıkları kan şekeri ölçüm çubuğu sayısını azaltıyor. Bu konuda SGK düzeyinde çeşitli girişimlerde bulunuldu ve konu, basında güçlü bir şekilde işlendi. Ancak henüz tam olarak çözüme ulaşılmış değil. Bu konuda SGK, ülkemizde diyabet uzmanları ile bir toplanrtı yapıp çözüm arayabilir diye düşünüyoruz.