Çocuğunuz Diyabet Olduğunda Ne Yapmalısınız? Çocuğa, Bakıcıya ve Okulundakilere Neler Anlatılmalı?

28 Eylül 2011 - 19:37

« Geri

Diyabetli olsun ya da olmasın, bir çocuğu büyütmek kolay değildir. Diyabet, anne ve babanın temel sorumluluğunu değiştirmez. Fakat doğumdan ergenliğe kadar olan dönemin her aşamasında bu sorumluluğa yeni konular ekler. Unutmayın! Diyabet, çocuğunuzun yaşamının yalnızca bir parçasıdır. Bir ailenin yaşam biçimini diyabete göre ayarlamaktansa, diyabetle ilgili görevlerin ailenin yaşam biçimine uyarlanması daha iyi olur.

Diyabet nedir? Nasıl meydana gelir?

Normal koşullarda vücudumuz, enerji kaynağı olarak karbonhidrat adını verdiğimiz şeker içeren besinleri kullanır. Bu besinler sindirim sisteminden sonra vücudumuzun laboratuvarı sayılan karaciğere uğrar ve burada glikoza dönüşür. Glikoz, hücrelerin içine insülin hormonu yardımıyla girer ve burada enerjiye dönüştürülür. Şeker metabolizmasında en önemli role sahip olan insülin hormonu, kan şekeri düzeyine göre pankreastan salgılanır. İnsülinin etki gösterebilmesi için hücrelerin üzerinde bulunan ve reseptör adı verilen bölgelere bağlanması gerekir. Pankreastan yeterli miktarda insülin salgılanamaması ya da salgılanan insülinin çeşitli nedenlerle etkisiz olması sonucu, glikozun hücre içine alınamamasına ve enerji olarak kullanılamamasına yol açar.
Diyabet, kısaca glikozun hücre içine giremeyip kanda yüksek kalması olarak tanımlanabilir. Glikozun hücre içine girememesine neden olan bozukluk, insülin hormonunun yapılamamasına bağlı olursa, daha çok çocuklarda ve gençlerde görülen Tip 1 diyabet olarak adlandırılan diyabet türü meydana gelir. Yeterli insülin üretildiği halde insülinin hücrelerin üzerindeki reseptörlere bağlanmasında bir bozukluk olursa, daha çok şişman erişkinlerde görülen Tip 2 diyabet meydana gelir.
Glikoz, insülin eksikliğine veya insülinin etkisindeki bozukluğa bağlı olarak hücre içine giremediğinde bir taraftan hücrelerimiz “aç kalırken”, diğer taraftan da kullanılamayan glikoz kanda birikir ve kan şekeri yükselir. Kan şekeri düzeyi genellikle miligram/desilitre (mg/dl) cinsinden ifade edilir. Kandaki şeker düzeyi 180 mg/dl’yi aştığı zaman, idrara da şeker geçmeye başlar. Bu durum hem idrarla şeker kaybedilmesine, bir başka deyişle enerji kaybedilmesine, hem de beraberinde çok idrar yapmaya yol açar. İdrarla kaybedilen suyun geri konulması gerektiğinden çok su içme ihtiyacı doğar ve ağız kuruluğu başlar. Hücreler aç kaldığı için şeker kullanılamasa bile iştah artar. Çok idrar yapma, çok su içme ve iştah artması, şeker hastalarında en sık görülen klasik belirtilerdir.

Diyabet çocuklarda da görülür mü? Çocuklardaki diyabetin özellikleri nelerdir?

Diyabet, erişkinlerde daha sık görüldüğü için, daha çok erişkin hastalığı olarak bilinir ve çocuklarda diyabet olabileceği pek akla gelmez. Oysa bebeklik döneminden itibaren, en çok da ergenlik döneminde olmak üzere çocuklarda da diyabet görülmektedir.

Çocuklarda görülen diyabetin tamamına yakını Tip 1 diyabet türündedir. Bu tür diyabette, pankreastaki insülin yapan hücreler insülin üretememektedir. Bu durum kalıcıdır ve çocuklar yaşam boyu insülin kullanmak durumundadır. İşte bu nedenle çocuklarda görülen diyabet, eskiden “insüline bağımlı diyabet” olarak isimlendirilirdi.

Çocuklardaki diyabetin nedenleri nelerdir? Diyabet önlenebilir mi?

Çocuklarda görülen diyabetin, bilimsel adı ile Tip 1 diyabetin tek bir nedeni yoktur. Bu çocukların ailelerinin % 90’ında Tip 1 diyabet olmadığı bilinmekte, dolayısıyla genetik faktörlerin sınırlı bir rolü olduğu düşünülmektedir. Diyabet belirtileri ortaya çıkmadan uzun bir süre önce, vücudun savunma sistemi tarafından pankreastaki insülin yapan hücrelere karşı bir saldırı başlatılmakta ve bu hücreler zaman içinde yok olmaktadır.
“Otoimmün iltihap” adı verilen bu sürecin başlamasında bazı enfeksiyonlar, toksinler ve besinler, stres, hızlı büyüme gibi çeşitli çevresel faktörlerin rolü olduğu ileri sürülmektedir. Çocuklardaki diyabet vakaları, daha çok sonbahar ve kış aylarında görülmektedir.
Tip 1 diyabet, sık görülen bir hastalık değildir. Ülkemizde her yıl 100.000 çocuktan 10 kadarının Tip 1 diyabete yakalandığı tahmin edilmektedir. Hastalığın sıklığı soğuk ülkelerde artmaktadır. Ne yazık ki Tip 1 diyabetin önlenmesinde başarılı bir yöntem bulunmamaktadır.

Çocuklarda diyabet belirtileri nelerdir? Geç tanı konması tehlike yaratır mı?

Aileler çocuklarının her zamankinden daha çok su içmeye başladığını, yanlarında sürekli su şişesi bulundurduklarını, suya doymadıklarını, hatta neredeyse sadece suyla beslendiklerini söylerler. Çok idrar yapma, gün içinde çocukların dikkat çekici sıklıkta tuvalete gitmesi ile belli olur. Bu nedenle ders sırasında tuvalete gitmek için izin istemeye başlayan çocuklarda, hastalığın diğer belirtileri sorgulanmalıdır. Bunun yanında daha önce gece idrar yapmak için uyanmayan çocukların, gecede 1-2 kez idrar yapmak için uyanması ve bazen gece altını ıslatması da dikkat çekicidir. Küçük çocuklarda ise anneler, sık bez değiştirmeye başladıklarını fark ederler.
Çocuklar iştahlarının artmasına rağmen kilo kaybeder, annelerin deyimiyle süzülürler. Kız çocuklarda genital bölgede mantar enfeksiyonu ya da bebeklerde inatçı pişikler de görülebilir.
Bazı çocuklar halsizlik, hafif ateş, karın ağrısı gibi özelliği olmayan bulgularla doktora gitseler de, aileler diyabete özgü belirtileri hekime aktaramayabilirler. Çocukların okul performansında azalma, çabuk yorulma gibi yakınmaları olabilir ve eskisine göre daha sık devamsızlık yapmaya başlayabilirler. Çocukların beklenmedik şekilde devamsızlık yapmaya başlaması, öğretmenler tarafından incelenmelidir.
Yukarıdaki yakınmalarla hekime getirilmeyen çocuklarda, bir süre sonra insülin eksikliğinin şiddetlenmesine bağlı olarak bulantı, kusma, karın ağrısı, gözlerde çöküklük, derin ve hızlı nefes alma (solunum sıkıntısı), ağızda aseton kokusu gibi diyabet komasına doğru gidişin belirtileri başlar. Diyabet bulgularının erken fark edilmemesi ya da sağlık kuruluşlarında diyabet tanısının atlanması sonucu, diyabet koması gibi tehlikeli bir tablo ile başvurma arasında yakın ilişki vardır.

Çocuklarda diyabet nasıl tedavi edilir?

Tip 1 diyabet, iyileştirilebilen bir hastalık değildir; bir kez oluşunca yaşam boyu sürer. Ancak vücutta üretilemeyen insülinin deri altına enjeksiyon yoluyla vücuda verilmesi ile tedavi edilebilir. Böylece insülin ihtiyacı karşılanabilir ve bu çocuklar normale yakın bir yaşam sürdürebilir. Tip 1 diyabet tedavisinde insülin kullanmanın yanı sıra, beslenmenin düzenlenmesi ve düzenli egzersiz de büyük önem taşır.
Tedavinin gerekliliklerini yerine getirmeyen ve kan şekerleri sürekli olarak yüksek olan çocuklar, diyabet koması gibi hızlı gelişen sorunlar ile göz, böbrekler ve sinirler ile ilgili yavaş gelişen sorunlar yaşayabilir. Yeterli bir diyabet tedavisinin uygulanması, hastalığın vücutta yaratacağı kısa ve uzun vadeli sorunların önlenmesi bakımından çok önemlidir.

Kaç çeşit insülin vardır? Niçin günde bir kez insülin yapılması yeterli olmuyor?

İnsülin tedavisinin amacı, çalışmayan pankreası taklit etmeye çalışarak vücuda yeterli insülin vermektedir. Normalde pankreas yemeklerden hemen sonra hızlı bir şekilde kana insülin verir. Buna “bolus insülin” salgılanması adı verilir. İşte kısa ve hızlı etkili insülinler yemeklerden önce verilerek yemek sonrası kan şekeri dengelenmeye çalışılır. Kısa etkili insülinler (Actrapid, Humulin R olarak piyasada bulunur) 30 dk içinde kana karışır ve en yüksek düzeydeki etkisi 2-3 saat arasındadır. Etkileri ise 3-6 saat sürer. Bu özellikleri nedeniyle kısa etkili insülinleri yemekten 30 dk önce almak gerekir ve bu tür insülinleri kullanan çocuklar ara öğün almalıdır. Kısa etkili insülinler berrak görünürler. Hızlı etkili insülinlerin ( NovoRapid, Humalpg ve Apidra isimleri ile piyasada bulunur) etkileri 5-10 dk içinde başlar, birinci saatte doruğa çıkar ve etkileri 3-4 saat içinde sona erer. Bu insülinler yemekten hemen önce alınabilir ve bu tür insülin kullananların ara öğün alması her zaman gerekli değildir.
Pankreas, çocuklar hiçbir şey yemese bile karaciğerden kana karışan glikozu dengelemek için yavaş bir şekilde kana insülin verir. Buna “bazal insülin” salgılanması adı verilir. İşte yavaş kana karışan insülinler                    (günümüzde bu amaçla Lantus ve Levemir isimli insülinler kullanılır) pankreasın bu özelliğini dikkate alınarak kullanılır. Bu insülinler genel olarak gece yatmadan veya sabah alınırlar ve etkileri 24 saate kadar uzayabilir. Tekrar özetleyecek olursak Tip 1 diyabetli çocuklar yemek öncesi üç, yatmadan önce veya sabah 1 kez olmak üzere günde toplam 4 kez insülin almalıdır. Ancak bu şekilde kan şekeri dengesi sağlanabilir. Günde 4 doz tedaviye yalnızca “balayı” döneminde ara verilebilir. Bunun nasıl olacağını diyabet ekibiniz size öğretecektir.

İnsülinler nasıl saklanır? Nasıl yapılır?

İnsülinler oda sıcaklığında 1 ay saklanabilir. Doğrudan güneşe maruz bırakılmamalı, odadaki gölge bir yerde bekletilmelidir. Yedek insülinler ise buzdolabı kapağında saklanmalıdır. İnsülinler soğuk iken daha çok acı verir. Bu nedenle buzdolabından çıkarılan insülinler bir süre bekletildikten sonra kullanılmalıdır. Son kullanma tarihi gecen insülinler kullanılmamalıdır. Kullandığımız insülinin bir yedeği mutlaka olmalıdır.  Karın, hızlı ve düzenli emilim sağlaması nedeniyle en iyi enjeksiyon bölgesidir. Kolların üst dış kısmı, baldırların ön ve dış yanı, kalçanın dışta kalan üst kısımları karından sonra en iyi emilim olan bölgelerdir. İnsülin yapılırken alkolle veya kolonya ile silmeye gerek yoktur. Ancak kan şekeri ölçülmeden önce eller mutlaka sabunla yıkanmalıdır. İnsülinleri sürekli aynı yerden yapmak oradaki yağ hücrelerinin çoğalmasına ve neticede o bölgede şişlik olmasına neden olur. Buna lipohipertrofi denir. Lipohipertrofi olan bölgeye enjeksiyon yapılması ise insülinin iyi emilmemesine ve kan şeker düzeyinin düzensiz olmasına neden olur.Bu nedenlerden dolayı insülin yapacağımız bölgeler arasında değişiklikler yapmalıyız. Buna “rotasyon” denir.

Diyabetli çocuklarda kan şekeri düşüklüğü (Hipoglisemi) niçin olur? Nasıl tedavi edilir?

Diyabet kan şekeri yüksekliği hastalığıdır ama diyabet tedavi sırasında sık karşılaşılan sorunlardan birisi kan şekeri düşüklüğüdür. Kan şekerinin normal değerleri 70-120 mg/dl arasıdır ve klasik olarak kan şekerinin 50 mg/dl altına düşmesi hipoglisemi olarak bilinir. Bununla birlikte kan şekerinin 70 mg/dl altında olması,  kan şekerinin her an daha düşük düzeylere inebileceği anlamına gelir ve bu nedenle Tip 1 diyabetlilerde kan şekeri düşüklüğü sınırı 70 mg/dl olarak alınmalıdır. Kan şekeri düşüklüğünde halsizlik, huzursuzluk, terleme, titreme, açlık hissi, bulanık görme, yüzde solukluk baş dönmesi, sinirlilik, kalp çarpıntısı, duygusal değişiklikler gibi bulgular meydana gelir. Bunlara kan şekeri düşüklüğünün “haberci” bulguları denir. Bu bulgular olduğunda hemen kan şekeri ölçülür ve kan şekeri düzeyine göre hızla meyve suyu veya kesme şeker alınır. Genel olarak 6 yaşından küçük çocuklara 2-3 kesme şekeri veya ¼-1/3 su bardağı meyve suyu, 6-10 yaş arasındakilere 3-4 adet kesme şekeri veya 1/3-½ su bardağı meyve suyu, 10 yaşından büyüklere ise 4-5 adet kesme şekeri veya ½- 3/4 su bardağı meyve suyu verilir. Kan şekerinin bu şekilde 15 dk sonra düzelmesi beklenir. Kan şekeri düşüklüğü şiddetli ise ve bu şekildeki tedaviye rağmen düşmeye devam ediyorsa Glukagon isimli kan şekerini yükselten iğne yapılmalıdır. Diyabet ekibi bu iğnenin nasıl yapılacağını size gösterecektir.

Kan şekeri yüksekliği ve keton pozitifliğinde ne yapmalı?

Diyabet tedavisi sırasında her şey doğru yapılsa bile kan şekerleri yüksek olabilir ama kan şekerlerinin sürekli yüksek olması, özellikle de keton oluşması işlerin yolunda gitmediğini gösterir. Bir çocuğun kan şekeri üst üste 240 mg ve üzerinde ise mutlaka idrarda veya kanda keton ölçülmelidir. Kan şekeri yüksek olan çocuklarda belirgin bitkinlik/halsizlik varsa bu insülin eksikliğinin, daha ötesinde keton oluşumunun bir göstergesidir. Vücut insülin yetersiz kalınca enerji kaynağı olarak yağları kullanır ve o zaman bir “keton” adını verdiğimiz, birikince bulantı, kusma, karın ağrısı, hızlı nefes alma, bilinç değişiklikleri gibi “zehirlenme” belirtilerine yol açan maddeler birikir.
Kan şekeri yüksek ama keton negatif ise bol su içilmeli,  öğün öncesi insülin dozu % 10-20 oranında arttırılmalı ve uzun süreli egzersizlerden kaçınılmalıdır. Hem kan şekeri yüksek hem de keton pozitif ise bol su ya da soda içilmeli ama bunun yanında yemek öncesi insülin dozu en az % 20 arttırılmalı ya da en iyisi keton pozitif oluncaya kadar 4 saat aralar ile ek olarak kg başında 0.1 ünite hızlı etkili insülin yapılmaldır. Bunlara rağmen keton negatif olmuyor veya  bulantı kusma başlarsa günün hangi saatinde olursa olsun (gece yarısından sonra dahil) çocuk acile gidilmelidir. Bu önlemler ateşli hastalık durumlarında çok daha fazla önem kazanır . Unutulmamalıdır ki çocuğunuz ketoasidoz nedeniyle hastaneye  her yatışı onun vücudunu hırpalayacak ve diyabet tedavisini aksatacaktır. Bu nedenle kan şekeri yüksekliği, özellikle de keton pozitifliğinin iyi yönetilmesi gereklidir.
Eğer kan şekeri ölçme aletinizle aynı zamandan kanda keton bakmak mümkünse aşağıdaki gibi davranılmalıdır.


b-OHB düzeyi (mmol/L)
< 0.6   =  normal      >1.0 = hyperketonemia
0.6-1.0  =  Ek doz insulin + fazla sıvı alımı
1.0-1.5  =  Ek doz insülin + sıvı alımı; 1 saat içinde iyileşme olmazsa diyabet ekibini ara
1.5-3.0  =  Diyabet ekibini ara
> 3.0  ve  hasta görünümde  =  KETOASİDOZIS > Çocuk acile git.

Diyabetin yaşamınızı yönetmesine izin vermeyin

Diyabeti bir bahane olarak kullanmak kolaydır. Örneğin Ali, gece bir arkadaşının evinde uyumak ister. Evhamlı babası ise Ali'nin gitmesini istememektedir. Çocuk nedenini sorduğunda, baba iyi bir cevap bulamamıştır; “Bu gece kan şekerin çok yüksek çıktı” der. Burada baba, diyabeti başka bir sorunu çözmek için kullanmaktadır. Çocuk, bu gibi davranışlar sonucunda bahane yaratmayı öğrenir. Daha sonra Ali, diyabeti kolay bir bahane olarak ya da özel bir ilgi görmek için kullanmaya başlayabilir.

Sorular - sorunlar

Çocuğunuz büyüyüp gelişirken diyabetin getirdiği sorunlar da farklılaşacaktır. Bu yazı, bazı temel bilgileri içermektedir. Çocuğunuza destek veren diyabet ekibi ile konuşabilir, size verilen kitapları okuyabilir, eğitim programlarını izleyebilir ya da bir ebeveyn destek grubuna katılabilir veya böyle bir grup kurabilirsiniz.
Çocuğunuz büyüdükçe diyabet hakkında soruları artacaktır. Çocuğunuzla birlikte bu soruların cevaplarını öğrenebilir ve öğrendiklerinizi çocuğunuzla paylaşabilirsiniz. Amacınız, çocuğunuzun zihnine diyabetle ile ilgili bilgileri ve olumlu tutumları birlikte yerleştirmek olmalıdır. Bu şekilde davranmak, çocuğunuzu ileride kendi başına diyabet bakımını yapabilmesi için hazırlayacaktır. Elbette her anne/baba çocuğunu ruhsal ve fiziksel olarak sağlıklı şekilde büyütmek ister. Bu, sadece mükemmel kan şekeri ile sağlanamaz. Aynı zamanda her durumda en iyiyi gerçekleştirmeye çalışmakla mümkündür.

Ne yapmalı?

Bebekler ve yeni yürümeye başlayan çocuklar, kan şekeri ölçmek için parmaktan kan alınmasını ve insülin enjeksiyonlarını kızgınlık ya da ceza işareti olarak algılayabilirler. Öte yandan bu çocuklar, anne - babanın üzüntülerinden de etkilenirler. Ebeveynlerini keyifsiz görmek, bir bebeği kaygılandırabilir.
Çocuğunuzun diyabet bakımına uyum sağlamasına yardım etmek için sakin davranın. Diyabet bakımını biberon vermek kadar olağan hale getirin. Eğer gereken şeyleri zamanında sağlarsanız, işler yolunda gidecektir.
Parmaktan kan almayı ve insülin enjeksiyonlarını hızlı ve nazik biçimde yapın. Çocuğunuzu nazik ve güvenli bir şekilde tutun. Sakinleştirici bir şeyler söyleyin; "Şimdi senin insülin zamanın geldi, bu senin sağlığın için gerekli" gibi cümleler işe yarayabilir. Daha sonra çocuğunuzu rahatlatıp sakinleştirin. Bebeğinizi özel bir battaniye ile sarın ya da oyuncak bir hayvanla birlikte kucağınıza alın.

Okul öncesi yaştaki çocuklar

Çocuklar, 3-4 yaşlarında iken bedenlerinin nasıl çalıştığı ve nasıl iyileştiği hakkında daha çok düşsel fikirlere sahiptir. Örneğin parmaktan alınan kan nedeniyle, vücutlarındaki kanın tükeneceğini düşünürler. Kan şekerine bakmak için yeterli büyüklükte bir damla kan almakta çekilen güçlük, onlara bu düşüncelerinin bir kanıtı gibi görünür.
Her yaştan çocuklar herhangi bir hastalığın nasıl ve neden olduğunu anlamada zorluk çeker. Diyabete kendilerinin neden olduğunu düşünebilirler. Çocuklar kan şekerlerinin düştüğünü algılamada ve bunun neden olduğunu anlamakda da güçlük çekerler. Çocuğunuza, diyabetle ilgili yapılması gerekenleri basit cümlelerle açıklayın ve bunları tekrar edin. Örneğin “Sen diyabet olmak için bir şey yapmadın” ya da “Kötü bir şey yaptığın için hasta olmadın” diyebilirsiniz.
Çocuğunuza destek veren doktorlar, hemşireler, diyetisyenler ve ruh sağlığı uzmanları ile yakın ilişkiler kurun. Anne - babalar, diyabet tedavisinin gerekleri ile büyüyen bir çocuğun gereksinimleri arasında denge kurmayı öğrenmelidir. Kabul edilebilir diyabet kontrolü, mükemmel diyabet kontrolü demek değildir. Diyabet ekibiniz, size esnek rehberler bulmada yardımcı olabilir. Bunun yanı sıra, çocuğu diyabetli olan diğer anne - babalarla da konuşun. Büyük olasılıkla onlar da benzer sorunlar üzerinde düşünüyorlardır.

5-12 yaşlar arasındaki çocuklar

Çocuklar ilkokul boyunca genelde diyabete iyi uyum sağlarlar. Yeni şeyler öğrenmeye en istekli oldukları dönem bu dönemdir. Bununla birlikte geleceği kolayca öngöremezler, gelecekte neler olacağını düşünmezler. Bir süre sonra ise, diyabet tedavisinin çok fazla zaman aldığını hissedebilirler. Kendilerini yaşıtlarıyla karşılaştırdıklarından dolayı, diyabetin(bazı zorlukları çekmekte olan kişiler olarak) kendilerini özel biri yaptığını düşünebilirler.
Çocuğunuzun diyabet tedavisiyle ilgili görevleri yavaş yavaş kendi üzerine almasına odaklanın ama bu arada ilginizi korumaya devam edin. Çocuğun gitgide kendi işlerini yapmasını desteklerken, diyabet bakım ve tedavisinin ailenin tümünün sorumluluğu olduğunu bilmesini sağlayın.Bırakın, çocuğunuzun gelişmesi ve yetenekleri, sorumluluk alma yolunda ilerlemesi size eşlik etsin. Okul çağındaki çocuklar, diyabet tedavisinin bütün gerekliliklerini ya da çoğunu üzerlerine alabilir gibi düşünülmemelidir. Çocuğunuzun katkılarına küçük ödüller vermek iyi bir fikir olabilir. Örneğin, çocuğunuz geceyi arkadaşının yanında geçirebilme izni “koparabilecekse”,kendi işini kendi yapmak isteyecektir.
Çocuğunuz diyabet bakımında daha fazla sorumluluk üstlendikçe her şeyin mükemmel olacağını beklemeyin. İlginizi devam ettirin ve uzun öğütler (vaazlar)  vermek yerine onu destekleyin. Diyabet tedavisinde  “tatil” olmadığı için, uzun gece eğlenceleri ya da doğum günü partilerinde neler yapılması gerektiğini diyabet ekibi ile konuşun.
Diyabet tedavisinde yapılması gereken günlük işleri paylaşın. Örneğin sabah insülinini siz yapabilir ama akşam iğnesini yapmayı ona bırakabilirsiniz. Böyle bir durumda bir "yapılacak işler tablosu" hazırlamak size yardımcı olabilir.  Çocuğunuz görevini yaptığında bir yıldız çizin. Bu çalışmayı küçük ödüllerle sonuçlanacak bir oyun olarak planlayabilirsiniz

Onlu yaşlar

Onlu yaşlardaki çocuklar, duygusal ve fiziksel bakımdan hızla değişirler. Farklı olmaktan kaçınır, sınırları zorlar, seçimler ve doğal olarak yanlışlar da yaparlar. Öncelikler de değişir ve diyabet genelde listenin alt sıralarına inebilir. Bu yaştaki çocuklar, genelde anne – babalarının kurallarına isyan ederler. Böylece sağlıklarıyla ilgili ciddi risklerle karşılaşabilirler. Buna bir tür “risk aldırmazlığı” dönemi diyebiliriz.
Çocuğunuza bu dönem boyunca dürüst, duyarlı ve destekleyici olarak yardım edebilirsiniz. Çocuklar, bir takım kararlar alıp bunların sonucunda ne olacağını öğrenmek isteyebilirler. Örneğin bu dönemde bir süre insülin yapmasam vücudumda ne olur diye düşünüp insülin yapmayı bırakabilirler. Doğru kararlar vermeleri için, diyabet hakkında gerçekleri, diyabetle ilgili yaptıkları seçimlerin kendilerini nasıl etkileyeceklerini bilmelidirler.
Onlu yaş çocukları ile ilgili ana konular
•    Kısa ve uzun vadede bu yaş grubuna özgü riskler nasıl azaltılabilir?
•    Sigara, alkol ve diğer zararlı ilaçların kullanımı
•    Toplumsal ve cinsel ilişkiler
İzlendiğiniz merkezdeki diyabet ekibi, bu bilgilerin bazılarını sağlayabilir. Destek grupları ve diyabet kampları da yardımcı olabilir. Kendi davranışlarınızı ve duygularınızı izleyin. Azarlayıcı olmakla, destekleyici olmak arasındaki farkın önemli olduğunu unutmayın. Birkaç gün yüksek çıkan kan şeker düzeylerine olumsuz tepki vermek yerine, sorunu birlikte çözmeye çalışın ve çocuğunuza, ona nasıl yardımcı olabileceğinizi sorun. Sabırlı, dürüst ve esnek olun ama tutarlı olmayı bir kenara bırakmayın. Dolaysız iletişim yollarınızı açık tutun. Duygularınızı paylaşın. İşler yolundaysa, çocuğunuzu doğru kararlarından ötürü övün. İşler yolunda değilse, çocuğunuzun üzüntüsünü anlamaya çalışın.

Bakıcılara, öğretmenlere neler anlatmalı?

Çocuğunuzla birlikte diyabet bakımını yüklenmek ve başarmak, büyük bir meydan okumadır. Peki, çocuğunuzun yaşamında rolü alan diğer kişiler? Onlarla da konuşmaya, birlikte bir şeylere yapmaya ihtiyacınız olacaktır. Bakıcılar, öğretmenler, spor hocaları... Bu kişiler diyabet hakkında ne kadar çok şey bilirlerse, çocuğunuza da o kadar iyi göz kulak olacaklardır.
Bakıcılar
Deneyimli bir bakıcı bulsanız bile, diyabet tedavisinin gereklerini yapıp yapamayacağından endişe duymaya devam edersiniz. Eğer bakıcınızın diyabet hakkında yeterli bilgiye sahip olduğunu bilirseniz, çocuğunuzu ona teslim etmeniz güçlük yaratmayacaktır. Bakıcınızın diyabet hakkındaki eğitimine yardımcı olun. Onun bir diyabet eğitim programına katılmasını sağlayabilirsiniz. Bakıcıya anlaşılır bir “ Temel bilgiler ve yapılması gerekenler” listesi hazırlayın. Bu listede şu bilgiler yer alabilir:
•    Diyabetin basit bir tanımı
•    Çocuğunuzda kan şekeri düşüklüğünün hangi belirtilerle kendini gösterdiği
•    Kan şekeri düşüklüğünün nasıl tedavi edileceği
•    Kan şekeri düşüklüğü tedavisinden 10-15 dakika sonra belirtiler sürüyorsa ne yapılması gerektiği
•    Planlanan öğünler ve öğünlerde önerilen besinlerin listesi
•    Sizin, diyabet ekibinden birisinin (doktor, hemşire veya ekibin acil hattı) ve hatta evde olabilecek bir komşu ya da arkadaşınızın telefonu

Eğer iğneyi bakıcınız yapacaksa, bunu önceden planlayın. Evde olmayacağınız tarihten önceki bir günde, rahat bir zaman ayırarak bakıcıya insülin yapmayı öğretin. İşleri kolaylaştırmak için o gün kullanılacak insülin kalemlerini önceden hazırlayabilirsiniz. Eğer bakıcınızın kan şekeri ölçümü yapması gerekecekse, bunu da daha önce öğretin. Çocuğunuzun kan şekerinin ne zaman ve hangi durumlarda ölçülmesini istediğinizi, hazırlamış olduğunuz listeye yazın.

Okul


Çocuğunuzun okulundaki yöneticiler ve öğretmenler ile nasıl konuşacağınız, çocuğunuzun yaşına bağlıdır. Bir ilkokul öğrencisinin anne ve babası, bir lise öğrencisinin anne babasından farklı bir role sahiptir. Eğer onlu yaşlardaki bir çocuğun velisi iseniz, çocuğunuz, sizin öğretmeni veya spor hocalarıyla konuşurken yanınızda olmak isteyecektir. Okul ortamındaki kişileri diyabet hakkında bilgilendirmek velilerin görevi ise de, çocukların diyabetin kimlere ve nasıl anlatacağını seçme hakkı vardır.
Öğretim yılının başlamasından önce, okul yönetimine dostça ve sakin bir ziyaret planlayın. Diyabet ekibinizden, bu ziyaretin hangi konuları kapsayacağı ve neler anlatılacağı hakkında yardım alabilirsiniz. Varsa diyabet ekibinin öğretmene yazdığı bir mektubu da yanınızda götürün veya çocuğunuzun öğretmenlerine vermesini sağlayın. Bu görüşmelerde neşeli ve yapıcı bir şekilde konuşun.
Okul yönetimine yapacağınız ziyaret, okul hemşiresi, öğretmenler, okul müdürü ve çocuğunuzdan sorumlu olan servis şöförü ve diğer görevlileri (yemekhane sorumlusu vb.) içermelidir. Çocuğunuzda kan şekeri düşüklüğü belirtilerini genelde ilk gözlemleyecek olan kişiler, hemşirelerden ziyade öğretmenlerdir. Egzersiz kan şekeri düzeylerini belirgin şekilde etkileyebileceğinden (düşürme ihtimali daha yüksektir), beden eğitimi öğretmeni ve spor hocalarının diyabet hakkında eğitimli olduğundan emin olun. Ziyaret sırasında herkese aynı bilgileri verin:
•    Diyabet hakkında kısa ve basit bir açıklama
•    Kan şekeri düşüklüğü belirtilerinin bir listesi
•    Kan şekeri düşüklüğünü tedavi etmek için atılacak adımlar
•    Çocuğunuzun yaşına göre değişen diğer bilgiler (ara öğün ve ana öğün zamanları, besin seçiminde yol gösterme, özel uyarılar vb.)
Okul personelinin, çocuğunuzun diyabet olduğunu bildiğinden, ama onu “diyabetik” olarak damgalamadığından emin olun. Yasalara göre hiç kimsenin eğitim hakkı engellenemez. Gereklilik olmadıkça, diyabetli çocuklar yaşıtlarından ayrı tutulmamalıdır. Diyabetli çocukların beden eğitimi derslerine, okul gezileri gibi aktivitelere katılmalarında hiçbir sakınca yoktur.
Çocuğunuzun diyabetli olmasının, yaşıtları tarafından nasıl anlaşılacağı ya da kabullenileceği konusunda endişeleriniz olabilir. Diğer çocukların diyabet konusunda edinecekleri fikrin, çocuğunuzun tavırlarına da bağlı olduğunu unutmayın. Eğer çocuğunuz diyabet konusunda rahatça konuşabiliyorsa, çoğu arkadaşı da rahat olacaktır. Bazı çocuklar diyabet hastası oldukları için sıkıntı duyarlar ve bunu gizlemek isteyebilirler. Bu durumda çocuklara hemen diyabetlerini arkadaşlarına söylemelerine zorlamak yerine, öğretmenler daha çok desteleyici bir rol alarak çocuğun sıkıntısını aşmasına yardımcı olmalıdırlar. Eğer bir öğretmen, sınıfındaki diyabetli çocukla başa çıkmada zorluk yaşadığını hissederse,  öğretmen ve okul yöneticileri daha fazla yardım alabilirler. Siz ve veli destek grubunuz, diyabetli çocuklarla çalışmada deneyimli okul yetkililerinin isimlerini çıkarabilir ve gerekli bağlantıların kurulmasını sağlayabilirsiniz. Eğer bir sorun oluşmaktaysa, ciddi hale gelmesini beklemeden yardım almak en iyisidir.
Eğer siz, çocuğunuz ve öğretmenler bunları yaparsa, çocuğunuz gereksiz bir endişe ya da kısıtlama olmaksızın okulun keyfini sürebilir.

Kan şekeri düşüklüğünü nasıl açıklamalı?

Çocuğunuzla birlikte olan her erişkin, kan şekeri düşüklüğü ( hipoglisemi) konusunda yeterli bilgi sahibi olmalıdır. Eğer çocuğunuza yapılan insülin miktarı, çocuğunuzun o gün aldığı karbonhidrat miktarına ya da yaptığı egzersize göre fazla ise, kan şekeri düşüklüğü meydana gelir. Çocuklarda  kan şekeri düşüklüğü çoğu zaman, titreme, terleme, çarpıntı hissi, şiddetli açlık, sinirlilik ya da uyuklama gibi ılımlı belirtilere yol açar.
Bu tür belirtileri olan çocuk, önce kan şekerini ölçmeli; kan şekeri düşükse meyve suyu içmeli ya da yeteri kadar kesme şeker yemelidir. Çocuğunuz çantasında meyve suyu bulunduğundan emin olmalısınız. Bazen ise kan şekeri düşüklüğü şiddetli olabilir ya da düzelmeyebilir. Bu durumda çocuklarda çift görme, konuşulanları anlamama,”boş boş bakma”, bilinç kaybı gibi bulgular ortaya çıkar. Bu gibi durumlar için önceden bir plan hazırlamanız ve hangi bulguların sizi endişelendirdiğini not edip okul hemşiresi, yoksa ilgili bir öğretmenle konuşun.Çocuğunuz okulda şiddetli bir kan şekeri düşüklüğü yaşarsa doktorunuza ya da hemşirenize gidin, düşünebildiğiniz bütün “eğer” ve “ne yapmalı” ile başlayan soruları sorun. Çocuğunuzun diyetisyeni ile ara öğün seçenekleri üzerine konuşun.

Diyabet ekibine sorabileceğiniz bazı sorular

•    "Çocuğum düşük kan şekeri yüzünden nöbet geçirecek olursa ne yapmalıyım?"
•    "Neden çocuğum kan şekerinin düştüğünü hissetmiyor?"
•    "Çocuğumun ağır egzersiz sırasında ya da sonrasında kan şekerinin düşmesini nasıl önleyebilirim?"
•    "Çocuğum uyurken kan şekerinin düşmesine nasıl engel olabilirim?"
•    "Kan şekeri düşüklüğünden sonra ne yapmam gerekir?"

Kan şekeri izleminde iyi kayıt tutmak, diyabet bakımının nasıl gittiğini öğrenmek için en iyi yoldur. Bu kayıtları diyabet ekibiyle tartışarak, bu değerli bilgiyi çocuğunuzun sağlığı için kullanmaya çalışın. Eğer çocuğunuz ağır kan şekeri düşüklüğü geçirdiyse, doktorunuzun bunu bildiğine emin olun. Gerektiğinde tedavi planının da değişebileceğini unutmayın. Zorda kaldığınız her durumda diyabet ekibinden yardım isteyin.

Diyabet ile Diyet Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır?

Diyabetin tedavisinde temel yapı taşlarından biri beslenme tedavisidir. Yiyecekler, kan şekerini oluşturan asıl kaynaklardır ve bu nedenle diyabetin tedavisinde kan şekeri kontrolünü sağlamak için sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılması çok önemlidir.
Beslenme tedavisinde amaç,
-    Arzu edilen kan şekeri düzeylerini elde etmek,
-    Kandaki kolesterol seviyesinin normal sınırlarda olmasını sağlamak,
-    Diyabetin ileri dönemlerinde ortaya çıkabilecek kronik komplikasyonlarını önlemek veya tedavi etmek,
-    Sağlıklı büyüme ve gelişmeyi sürdürmek  
-    Yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmak,
-    Yaşam kalitesini yükseltmektir.

Diyabetle ilk defa karşılaşan pek çok aile beslenme planını uygulamak için çocuğun aile ile yemek yeme zamanını ve/veya birlikte yedikleri yemek türünü değiştirmekte, diyabetli birey için ayrı yemek hazırlamaktadır. Oysa günümüzde diyabeti olan bireylere önerilen sağlıklı beslenme ilkeleri diyabeti olmayan bireylere önerilenden farklı değildir. Diyabet, bireyin enerji ve besin ögelerine olan ihtiyacını etkilemez. Diyabeti olan ve olmayan aynı yaş, cinsiyet, boy, ağırlık ve fiziksel aktiviteye sahip olan iki kişinin günlük besin ihtiyacı aynıdır. Dolayısıyla diyabet tanısı aldıktan sonra beslenme alışkanlığınızda yapılması istenilen alışkanlıklar sağlıklı yaşamak için önerilen beslenme alışkanlıklarından ibarettir.  

Öğünler Nasıl Planlanabilir?

Diyabetli bireylerin öğün planlamasında son yıllarda yeni bir yöntem olarak kabul edilen karbonhidrat sayımı kullanılmaktadır. Karbonhidrat sayımı, diyabetli birey tarafından kullanımı oldukça kolay bir yöntem olup, diyabetliye besin seçiminde esneklik kazandırır. Karbonhidrat sayımı, ana ve ara öğünlerde tüketilen karbonhidrat miktarının hesaplanması üzerine dayalıdır. Besinlerde bulunan karbonhidratlar tokluk kan glikoz düzeyini etkileyen ve insülin gereksinimini belirleyen temel besin ögesi olduğu için karbonhidrat sayımı yapılmaktadır. Bununla birlikte, karbonhidratlar, karbonhidrat içeren besinin tüketilmesini takiben 15 dakika içinde kan şekerini yükseltmeye başlar ve yaklaşık 2 saat içinde %100’ü glikoza parçalanır.
Öğünlerinizin planlanmasında diyetisyenden yardım alabilirsiniz. Diyetisyeniniz sevdiğiniz yiyecekleri içeren sağlıklı beslenme planınızın oluşmasında ve beslenme alışkanlıklarınızın değişmesinde size yardımcı olacaktır. Beslenme planı ile; bireysel özelliklere göre değişen enerji ve besin öğesi ihtiyacının yeterli ve dengeli beslenmeyi sağlayacak şekilde çeşitli yiyeceklerden karşılanması sağlanır Sağlıklı yaşamak için ihtiyaç duyulan besinler diyabeti olsun veya olmasın tüm bireyler için aynıdır. Diyabetli olmanız diğer insanlardan farklı bir besini yemeniz veya yememeniz anlamına gelmez. Burada önemli olan vücudun ihtiyacı olan besin ögelerinin hem yeterli hem de dengeli olarak çeşitli besinlerden karşılanmasıdır. Ancak genellikle kişiler diyabetli olduklarını öğreninceye kadar, sağlıklı beslenmek amacı ile değil de karın doyurmak amacı ile canının istediği yiyecekleri istediği kadar yedikleri için beslenme alışkanlıklarını değiştirmekte güçlük çekerler. Bunun için uygun olmayan beslenme alışkanlıklarınızı önem sırasına göre adım adım değiştirmekte fayda vardır. Günlük yemeniz gereken miktarlar dışında diyetisyeninizden ayrıca aşağıdaki soruların da cevabını alabilirsini:

-    Besin öğeleri nelerdir?
-    Hangi besinler karbonhidrat içerir?
-    Hangi besinler protein içerir?
-    Hangi besinler yağ içerir?
-    Hangi besinler posa içerir?
-    Yiyeceklerin kan şekeri düzeyine etkisi nasıldır?
-    Besin değişim tabloları nasıl kullanılır?
-    Tedavinize göre öğün saatlerinizi nasıl ayarlayabilirsiniz?
-    Daha az yağ tüketimini nasıl sağlayabilirsiniz?
-    Diyabetik ürünler kullanabilir misiniz? Ne miktarda kullanabilirsiniz?
-    Egzersiz planınıza göre beslenme düzeninizde yapmanız gereken değişiklikler nelerdir?
-    Hipoglisemiden korunmanız ve tedavi etmeniz için ne yapmanız gerekir?

Kan Şekerini Etkileyen Besin Ögeleri Nelerdir?

Kan şekerinin temel kaynağı, pek çok yiyecekte bulunan karbonhidrat adı verilen besin öğesidir. Karbonhidrat içeren yiyecekler çay şekeri, şekerli yiyecekler (bal, reçel, pekmez, marmelât, hazır meyve suları, meşrubatlar, çikolata, dondurma ve tatlılar gibi), un ve undan yapılan her türlü yiyecek (ekmek, yufka, erişte, makarna gibi), pirinç, bulgur, kurubaklagiller, patates-mısır-bezelye gibi nişastalı sebzeler, meyveler, yoğurt ve süttür. Bu yiyeceklerin içindeki karbonhidratların kan şekerini yükseltme hızları birbirinden farklıdır. Bu nedenle yiyecekler, kan şekerini hızlı yükselten karbonhidratlı yiyecekler (basit karbonhidratlar) ve kan şekerini daha yavaş yükselten karbonhidratlı yiyecekler (kompleks karbonhidratlar) olmak üzere iki gruba ayrılır.
Şeker ve şeker içeren yiyeceklerin içindeki karbonhidrat basit karbonhidratdır yani kan şekerini hızlı bir şekilde yükseltirler. Ayrıca başta diş çürüklüğü olmak üzere, şişmanlık, kalp hastalığı, barsak hastalıkları gibi birçok sağlık sorununun oluşmasına neden olurlar. Sebze, meyve, ekmek, pilav, makarna, çorba, kuru baklagiller gibi çeşitli yiyeceklerin içindeki karbonhidrat kompleks karbonhidratlardır yani kan şekerini daha yavaş ve kontrollü bir şekilde yükseltirler. Daha basite indirgeyecek olursak yüksek posalı yiyecekler kan şekerini düşük posalı yiyeceklere göre daha yavaş yükseltirler.
 Amerikan diyabet derneği, nişasta veya şeker olsun tüm karbonhidratlar türlerinin vücudumuzda glikoza dönüştüğü ilkesine dayalı olarak, diyabetli bireylerin şeker ve şeker içeren yiyecekleri tüketmesinin yasaklandığı geleneksel yaklaşımı desteklememektedir. Tabii bu durum, diyabetli bireylerin çikolata, kurabiye, kek ve şeker gibi yiyeceklere teslim olmaları anlamına gelmemektedir. Öğün planında, ara sıra ve küçük porsiyonlarda kompleks karbonhidratların yerine sükroz içen şekerler veya diğer tatlılar geçebilir. Temel ilke yine sağlıklı besin seçimi olarak kalmalıdır.
Karbonhidratlar kadar olmasa da kandaki şeker değerine etkisi olan diğer besin ögeleri protein ve yağlardır. Diyabetliler protein ve yağ alımını göz ardı etmemeliler, aşırı yağ ve protein tüketiminden kaçınmalıdırlar.

Diyabetli Bireyler İçin Besin Piramidi

Diyabetli bireyler için öngörülen besin piramidi 6 besin grubundan oluşmaktadır. Bu gruplar 1. ekmek-tahıllar-nişastalı yiyecekler, 2. Sebzeler, 3. Meyveler, 4. Süt ve ürünleri, 5. Et-tavuk-balık-yumurta 6. Yağ-şeker‘dir. Bu besin gruplarından tüketilmesi gereken miktarlar bireysel farklılık göstermektedir. Piramidin, alt kısmını dolayısıyla en geniş bölümünü kapsayan grup; tahıllar, kurubaklagiller ve nişastalı sebzelerdir. Bu, tahılların, kurubaklagillerin ve nişastalı sebzelerin diğer besinlere kıyasla daha fazla miktarlarda tüketilmesi anlamına gelmektedir. Piramidin en üst kısmını oluşturan dolayısıyla en küçük paya sahip olan grubu yağlar ve şekerlerdir. Bu durum ise, söz konusu besinlerden mümkün olduğunca az tüketilmesi gerektiğini ifade etmektedir.
Yağ ve şekerin bulunduğu grup dışındaki besin gruplarından her gün önerilen miktarlarda tüketilmelidir. Bu miktarlar, diyabetli bireyin yaşına, cinsiyetine ve boyuna göre enerji ve besin ögesi ihtiyacına, yaşam şekline ve tüketmekten hoşlandığı besinlere bağlı olarak belirlenir. Toplam günlük alınması gereken miktarlar ana ve ara öğünlere dengeli bir şekilde dağıtılır. Diyabetli bireyler için hazırlanan besin piramidi, kişinin tüketmesi gereken besinleri hatırlamasında kolaylık sağlar. Sağlıklı öğün planınız, bireysel ihtiyaçlara dayalı olarak diyetisyeniniz tarafından hazırlanır.

Sağlıklı Beslenmede Birinci Adım     

Birçok birey için en büyük adım, birkaç basit değişiklikler yaparak sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmaktır. Bu değişiklikler çoğunlukla, sebze ve meyve tüketimi arttırmak, yağ ve şeker tüketimini azaltmak yönünde olmaktadır. Yeni tanı almış diyabetli çocuklara birden beslenmeleriyle ilgili büyük değişiklikler yaptırmadan önce, yapabileceği küçük değişiklikleri devam ettirmesi sağlanmalıdır. Hazır olduğunu düşündüğünüz zaman da diğer değişikliklere geçmesi desteklenmelidir.  
Beslenme alışkanlıklarını değiştirdikçe, kan şekerleri kontrol altına alınacak ve beslenme piramidi hem diyabetli bireylere hem de tüm aileye sağlıklı beslenmek adına yardımcı olacaktır. Sağlıklı beslenme kuralları aşağıda özetlenmiştir:

-    Her gün geniş çeşitlilikte besin tüketin. Yeni besinler deneyin. Aynı besin grubunda bulunan besinlerin çeşitliliğini artırmak, sağlıklı beslenmek için gerekli tüm besin ögelerinin alımını sağlar. Örneğin, meyve grubunda bulunan muz potasyumdan zengin iken, portakal iyi bir C vitamini kaynağıdır.   

-    Meyve, sebze, tam tahıl ürünleri ve kurubaklagiller gibi bol posalı besinler tüketin. Bunlar, en fazla tüketilmesi gereken besinlerdir. Bu besinler, iyi derecede vitamin, mineral ve posa kaynağı olmakla beraber enerji içerikleri düşüktür. Yiyeceklerin sindirilmeyen kısmı olarak tanımlanabilen posanın vücutta çok önemli etkileri vardır. Bu etkileri şöyledir:
• Kan şekerini yavaş yükseltir,
• İnsülin ihtiyacını azaltır,
• Tokluk hissinin oluşmasını sağlayarak ağırlık kontrolüne yardımcı olur.
• Bağırsak çalışmasını düzenler, kabızlığı önler.
• Kanda yağların yükselmesini önler.

Diyetteki posa miktarını arttırmak için;
• Beyaz ekmek yerine kepekli ekmek tercih edilmeli,
• Pirinç yerine bulgur tercih edilmeli,
• Meyve suyu yerine meyve yenilmeli, kabuklu yenebilen meyveler iyi¬ce yıkandıktan sonra kabukları soyulmadan yenilmeli,
• Günde en az 5 porsiyon sebze/meyve tüketilmeli,
• Öğünlerde salata tercih edilmeli,
• Kurubakalgiller sıklıkla tüketilmelidir (haftada 2-3 kez).

-    Yağ tüketiminizi azaltın. Birçok besin yüksek miktarda yağ özellikle doymuş yağ ve kolesterol içermeleri nedeniyle, damarların tıkanmasına ve daralmasına katkıda bulunabilirler. Bu durum, koroner kalp hastalıklarının gelişimine öncülük eder.

-    Şeker tüketiminizi azaltın. Jelibonlar, meşrubatlar, şekerler, dondurmalar ve kurabiyeler gibi şekerli besinlerin hiçbirisi sağlıklı değildir. Bu besinlerin, çok az veya hiç besin değeri olmamakla beraber boş enerji sağlarlar. Ama yinede şeker ve şekerli yiyecekler tüketilmesinden en çok haz duyulan yiyeceklerdir. Tüketiminde dengeyi kurun ve mümkün olduğunca azaltın.

-    Tuz ve sodyum tüketiminizi azaltın. Çoğunlukla ihtiyacımızdan daha fazla miktarda sodyum tüketiriz. Yüksek sodyum alımına genellikle hazır yiyecekler, konserveler ve turşu gibi işlenmiş besinlerin tüketimi neden olur. Tuz ve sodyum alımınızı kısıtlayın ve taze ve işlenmemiş besinler tüketmeye özen gösterin.

-    Her gün egzersiz yapın. Her gün toplam 30 dakika fiziksel aktivite yapmaya çalışın. Merdivenleri çıkarak ve yürüyüşü arttırarak başlayın.

Öğün sayısı ve zamanı nasıl olmalıdır?

Yemeklerin miktarı ve cinsi kadar, tüketim za¬manları da büyük önem taşır. Önerilen besinle¬rin zamanında ve önerilen miktarlarda yenilmesi hipo ve hiperglisemiyi önler. Uzun aralıklarla dü¬zensiz yemek yenmesi hipo ve hiperglisemiye yol açar. Sağlıklı beslenme ilkeleri çerçevesinde günlük beslenme planı sabah kahvaltısı-öğle yemeği-akşam yemeğinden oluşan üç ana öğün, öğünler arasında ve gece yatmadan önce alınan toplam üç ara öğün olmak üzere altı öğünden oluşmalıdır. Tabii bireysel farklılıklara ve kullandığınız insülin türüne göre öğün sayısı değişebilir.

Öneriler

-    Beslenme alışkanlıklarınızda yapmanız gereken değişikliklere sizin için en önemli olanlardan başlayabilirsiniz. Öncelikle kan şekerinizin hızlı bir şekilde yükselmesine neden olan şeker ve şeker içeren yiyecekler ile kilo almanıza neden olacak yağ ve yağlı yiyecekleri (hamur işleri, salam-sucuk-sosis, kuruyemişler vb) azaltın. Çünkü uygun vücut ağırlığının sağlanması ve sürdürülmesi diyabetin kontro¬lünde büyük önem taşımaktadır.
-    Öğün düzenine ve saatlerine dikkat edin. Ara öğünlerinizi ihmal etmeyin. Öğünlerinizi asla atlamayın.
-    Ara öğünlerinizi önceden planlayın. Yanınızda-çantanızda daima yiyebileceğiniz uygun yiyecekler bulundurun.
-    Posa tüketiminizi arttırmak için her öğün sebze yemeye, haftada 2-3 defa kurubaklagil tüketmeye özen gösterin.
-    Yemeklerde katı yağ yerine sıvı yağ ( zeytinyağı/fındık yağı ve ayçi¬çek/ mısırözü/soya yağı) kullanın ve mümkün olduğunca yağ miktarını azaltın.
-    Sakatatları (karaciğer, beyin, böbrek vb.), doymuş yağ ve kolesterol içerikleri yüksek olduğu için tüketilmemeye özen gösterin.
-    Kuyruk yağı, iç yağı, tereyağ ve katı yağlar kullanmayın.
-    Yemekleri pişirirken kızartma ve kavurma yerine ızgara, haşlama veya fırında pişirme yöntemleri tercih edin.
-    Her gün benzer zamanlarda egzersiz yapmaya özen gösterin.
-    Günde 8-10 bardak su tüketin. Çay ve diğer içecekleri suyun yerine koymayın.
-    Tuzu azaltın. Salamura, turşu, hazır besinler gibi tuz içeriği yüksek yiyeceklerden kaçının.
-    Besin etiketi okumayı alışkanlık haline getirin. Etiket üzerindeki bilgilerin ne anlama geldiğini diyetisyeninizden öğrenebilirsiniz.
 

En iyisi adım adım ilerlemek

Bazen diyabet tedavisi için yapılması gerekenlerin sonu yokmuş gibi görünebilir ve bu sizin aile içinde diyabetle birlikte yeni bir denge kurmanızı zorlaştırabilir. En iyisi adım adım ilerlemektir. Diyabet ekibinizden, çocuğunuzun okulundan ve sizinle aynı zorlukları paylaşan diğer anne – babalardan destek alın. Diyabet çocuğunuzun sağlığıyla ilgilidir. Onun, ailenizin mutluluğunu yönetmesine izin vermeyin.

(Bu metnin bazı bölümlerinde Amerikan Diyabet Birliği sitesi -www.diabetes.org-‘dan yararlanılmıştır)